
Son bir aydır bütün gençlikte bir tartışma aldı başını gidiyor: Tek tip askerlik! Aslında tartışma falan yok herkes karşı çıkıyor. Geçen facebook'ta bi grup gördüm artık onlar über-... olmuş.
Anti-tektipçiler, tek tip askerliği savunan, varsa artık, adamları üniversitelileri kıskanmakla, kendileri okuyamadığı, okumadığı için bu okumuş güzide sadrazam billurlarını kıskanmakla suçluyorlar. "Biz üniversite okuduk", diyolar, "mıntıka temizliği mi yapcaz 12 ay! İlkokul- lise mezunları nasıl olsa bir işe yaramıyorlar, onlar temizlesin", diyorlar. Fazla ilişkilendirici bir kişilik olabilirim tabii ama ben bunları direk "benim oyum çobanınkiyle bir olamazcılar" başlığı altına yazdım. Mahzun dudaklı, Harvardlı mankenimiz Aysun Kayacı da "ben aydın insanım, dağdaki çobanla nasıl aynı düzeye indirgenirim", diye isyan etmişti.
Bu zorunlu askerlik nicedir türlü ergen zihniyete dert oldu. Kızları da alsınlardan tutun da maaşlı olsun, bedelli olsun, profesyonel olsuna kadar her telden öneri, plan, proje dillerde. Asker milletin görünmeyen yüzü bu olsa gerek: Fırsatını bulan kaçıyor bir şekilde. İşte sporcu lisansı alanlar, boy/kilo endeksçileri, yurtdışında en az üç yılcılar, çakma çürük raporcuları, gay ayakçıları... daha türlü yöntemi vardır eminim üstün körü sıralıyorum. Askere gitmeyi ertelemek için ikinci üniversite, yüksek lisans yollarını deneyen de çok. Zorla, korkudan okuyup adam ediyolar kendilerini, bir eğitim çilesi ki sormayın.
Nedir bu memleketin okumuşlardan çektiği anlamıyorum arkadaş. 90larda "halbuki avrupada"cılar vardı, deşifre oldular artık kimse yüzlerine bakmıyor. Daha eskileri için benim kaynağım Sabahattin Ali hikayeleri(misal Köpek adlı olanı). Şimdilerdeyse bu üniversiteliler çıktı başımıza. Ulan, diyorum arasıra kendi kendime, ben de üniversite okudum, bunlara öğretip de bana öğretmedikleri bir şey mi var? Benim göremediğim bir gizem, bir muhteşem, ilahi ayrıntı mı vardı? Misal Galatasaray yüksek lisansta karşılaştığım bir velet, lisansı ingilizce yapmış olmasının pek faydasını gördüğünden bahsetti ama kayıtsız bakışıma rastlayınca "gerçi çoğunu anlayamadık ya"sını ekledi sonuna. Bu üniversiteli zevatın geneli böyle: Kendisine sürekli "o kadar okuduk ne öğrendik" diye soruyor, ama sessizce soruyor; yanına yaklaşan olursa da başlıyor hocalarının kitaplarından konu açmaya, başka yere gitmek arzusunun dayanılmazlığıyla devam edip bu memleket adam olmazla bitiriyor. Halbuki sorsanız "sen ne yaptın bugüne kadar?", tek cevabı "bitirme tezimi internetten kopyaladım hocalar yuttu" olur. Bu üniversite mezunları ve aydınlar diyarında eşini en çok döven kesim gene bu mezunlar kastıdır, tüm araç kullananların şikayeti mezun, ultra işgüzar polis memurlarıdır, referandum da bile evetçilerin ilkokul/lise terklerden oluştuğuna dair araştırmalarıyla üstünlüklerini hatırlatmışlardı. Bunlara her şey hak, ama sorumluluk almak deyince bir tanesini ara ki bulasın. Kısacası: "Öyle bir hal müşahede olunur ki, anlatmak ve yazmak mümkin olmaz."
Yani askerlik yapmaya bu kadar hevesli görünen, aynı zamanda yapmamak, biraz daha kısa yapmak için bu kadar uğraşan, bir yandan da asker millet olmakla övünen, savaşa hayır diyemeyen, zorunlu askerliğe hayır diyemeyen, bunu diyecek ne zeka, ne cesaret hiç bir şeye sahip olmayan bu adamlar ne yapmaya çalışıyorlar ben anlamıyorum. Militarizme karşı değil, bilakis temelden destekçiler ama kendileri biraz olsun ellerini kirletmekten iğreniyorlar. Bu memlektte yıllardır zorunlu askerliğe karşı çıkanlar var, militarize bir topluma hayır diyenler var ama onlar için "korkak, hain, gay", diyen güruh, aynı zamanda "ben üniversite okudum dört yıl, ben yapmayayım askerlik" de diyor. Kendisinin yapmaktan kaçındığı şeyin gerekliliğine inanmanın sonucu gelen vicdan azabı, suçluluk duygusu kendini depresif, saldırgan bir faşizanlıkta, linçlerde, savaşa destek mitinglerinde, her hangi bir kurbanı bölücü, hain diye yaftalama ayinlerinde açık ediyor.
Bu üniversitelilerin bir tanesi de geçen sene aşırı hız yapıp otobüs durağına çarpmış beş kişiyi öldürmüştü. Bugünkü haberlerde çocuğun kardeşinin de trafik kazasında hayatını kaybettiği yazıyor. O, sanırım üniversiteli olduğu için her şeyin ona hak olduğunu düşünenlerden, hız da yapar, kaza da.. beş yıl ceza alıp 10 ay yatar, çıkar; çünkü o dört sene üniversiteye gitti, ilkokul mezunu sürücülerle aynı süre mi hapis yatacak?
Bu adamlar dört senelik okullarında hiç ders almadılar, örnekteki gibi bir çoğu kendi başlarına gelenlerden de ders almıyor; onlar ha bire ders verir. Bana da sık sık sen daha gitmedin askere ondan böyle rahat konuşuyorsun dersi veriyorlar. Çünkü bu kadar kaçtıkları askerliği hala adamdan sayılmanın baş kıstası sayıyorlar. İşte tesbitlerinin tek haklı noktası burada: Memleket bu şekilde adam olmaz!
Vicdani retçilere her telden örnekler:
http://www.savaskarsitlari.org
http://www.barisicinvicdaniret.org
http://www.ozgurder.org
http://www.askerligehayir.com
Yıldırım Türker'in eski bir yazısı
http://www.eksisozluk.com

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder