
Şimdi tam da bir önceki yazıyı Midnight Express'le bitirmişken bugün gazeteyi bir açtım: karşınızda Diyarbakır Askeri Cezaevi! Radikal Cumartesi ekinde Pınar Öğünç, malum mekana dair "5 no'lu Cezaevi" isimli bir belgesel çeken Çayan Demirel ile bu işkence tezgahının okul yapılabilitesi üzerine söyleşmiş. İşime geldiği üzere sayfanın köşesindeki bir kutucuktan aktarıyorum:
"Cezaevinde Ali İsimli Talihsiz Bir Alman
- Belgeselde malum yıllarda Diyarbakır Cezaevi'ne düşen Alman rehber Ralph Braun'u da bulmuşsunuz. Ona nasıl ulaştınız? Nedir hikayesi?
- Tutukluların bazıları kadın koğuşuna bitişik kalan bir Alman'dan söz etmişlerdi ama kimse ismini hatırlamıor. Bizim ekipten Ayşe Çetinbaş dönemin Der Spiegel'lerini falan taradı, bir isme ulaştı. İnternetten o isimde birçok insan bularak hepsine mail attı ve birinden "Benim" diye cevap geldi. Kendisi gezi rehberi, Aktamar Adası'na gitmişler ve orada Ermenilere, Kürtlere dair bir şeyler anlatmış(yanlış zamanda, yanlış yerde, yanlış şeylerden bahsetmiş yani). Kendi anlatımında da "Zaten Atatürk'ten sonrasına girmiyordum(elin Almanı bile kırmızı çizgilerimizi biliyor, helal olsun). Ondan sonrasının tehlikeli olduğunu biliyordum ama anlaşılan o da fazla geldi" diyor. Oradan bir Türk ihbar ediyor, otel odasını basıyorlar. Odasından Süryanilerle ilgili bir kitap çıkıyor. ASALA militanı diye tutukluyorlar(olaki Bizansla ilgili bir kitap çıksa kim bilir neden, hangi örgüte mensupluktan tutuklayacaklar?), sonra da 8-9 ay kalıyor cezaevinde. Anlattıkları çok ilginç. Kur'an getirip "Kelime-i şahadet getir" diyorlarmış. Kırık bir Türkçe'yle söyleyince de "Bak artık Müslüman oldun" diyorlarmış(Türk- İslam sentezi tam gaz, köşeye sıkıştırdıklarını doğru yola aps ediyorlar). Zaten adamın adını değiştirip Ali yapmışlar. Hala "Emret komitanim" demeyi hatırlıyor(Türkçe de öğretmişler). Ama o zamandan beri askeri marş dinleyemiyormuş, duyunca psikolojisi bozuluyormuş. Ona diğerleri kadar işkence yapmamışlar(karşılaştırma size hafifletici sebep olarak gelmesin), tek başına tutmuşlar zaten. Tuvalete de kadın koğuşuna gidiyormuş."
(Yazıdaki parantez içleri sahşımındır)
Yani küçücük kutucuk, içi dolu örnekçik. Oliver Stone elindeki hikayeyi abartmış ama bunu keşfetse artık ne yapardı kim bilir? Parantez içlerine yazıp paragrafı okunması hayli güç bir hale soktuğum cümleciklerle yetinip kapatıyorum. Bu konu tüylerimi diken diken etmede.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder