
Efendim malumunuzdur Kuzey Kıbrıs'ta cumhurbaşkanlığı seçimi gündemde. 18 Nisan'da, yani 20 Nisan 2009 hükümet seçimlerinden tam bir yıl sonra siyasi grafiği 2003'te yerleri öpen Derviş Eroğlu, Mehmet Ali Talat'ı yerinden etmeye geliyor.
Milletvekili seçimlerinde %44'le tek başına iktidar olan Derviş Eroğlu tek kelimeyle istenen adam. Türkiye de, Yunanistan da, Rum kesimi de kazanmasını istiyor. Ama tabii çözüm için değil çözümsüzlük için istenen bir kişilik Eroğlu. Daha bir hafta önce NTV'ye verdiği röportajda "Halkın istekleri benim kırmızı çizgilerimdir" diye açık açık söylüyordu niyetini. Rum kesimi lideri Hristofyas, Eroğlu'nun azılı destekçilerinden. O da şöyle dedi geçenlerde: Talat'a 30 bin oy gönderemem. Bu yemle de balık tutuluyorsa pes!
Türkiye, 2003- 2004 döneminde Annan Planı'nı ve dolayısıyla Talat'ı desteklerken, Eroğlu- Denktaş birliği yerden yere vurulurken bakın nerelere geldik. Sanırım Türkiye muhteşem bir Kıbrıs politikası inşa ediyor sevincim kursağımda kaldı. Dışişlerimizin tek amacı kozunu yenilemek, göz boyamakmış. Çözüm arayışlarıyla geçen 6 yılın Hastası olduğumu söylediğim Davutoğlu sürekli olarak Kıbrıs'ta statükonun sürmesine izin vermeyeceğiz diyor ama Türkiye ya aktif halde destekleyerek ya da hiç karışmayarak adayı eski kapalı, çözüm istemez, harabe haline dönüştüreceği kesin olan Derviş Eroğlu'na yol açıyor. Bunun çeşitli sebepleri vardır elbet. Ama en göze batanı, yani Talat ile Eroğlu arasındaki en bariz fark birincisinin iyi kötü adada birlik, bağımsızlık istemesi, diğerininse ağzından eksik etmediği "anavatan Türkiye" tamlamalarıyla 74'ten bugüne süren çileyi devam ettirme arzusudur. Gelelim yazımızın asıl konusuna. Hadi hükümeti, muhalefeti anladık da bu NTV'ye ne oluyor? Bir aydır açıktan Derviş Eroğlu pohpohlanıyor. Sürekli röportajlar, haberler... Talat'tan hiç bahis geçmiyor. Bugün gene NTV muhabiri soruyor: Talat size baskıcı dedi, Kıbrıs sorununu bilmiyor dedi, ne cevap vereceksiniz? Eroğlu'na hayatının fırsatı sunulmakta NTV tarafından, "al mikrofonu konuş" deniyor.
Açıkçası, anlayamadığım nokta bu desteklerin sonucu olarak ne beklendiği? Çıkarım yapamıyorum bu konuda. Türkiye, Rum tarafını köşeye sıkıştırmaktan vazgeçmişe benziyor. Artık çözümsüzlüğü dayatabileceğini göstermenin vakti. Belki Eroğlu bir anda nasıl geldiyse, bir anda tekrar dibe gömülecek?

Cok dogru gozlemler,guzel bir yazi olmus.
YanıtlaSilSevgiler