
Bir garip durum var dikkatimi çeken: İktidar ne yapsa yaranamıyor efendim. Açılım diyor, dalga geçiyorlar: Açılım ne lan, diye. Artık o derece bel altı vurmalar. İyi bir şeyler olunca, sümme haşa iktidarın rolü yok, kendiliğinden oluyor iyi şey.
Bilmem siz de izliyor musunuz, dış politika aldı başını gidiyor memlekette. Eskiden bi Amerika vardı, bir Almanya, gerisiylen küstük. Şimdi Davutoğlu çat Erivan'la muhabbette, tak Şam'a geçiyor; kesmezse Atina'ya uğruyor. Ceketini sırtına vurdu mu, olmayacak şey yok. Malumunuz Ermenistan'la diyalog içerisindeyiz bir süredir. Bir kaç aydır ses seda çıkmadığından herkes, "bakın biz demiştik bu diyalogtan iş çıkmaz" deyu yatttıkları pusulardan geniş geniş konuşuyordu. Ama ne oldu? Meğer işler pişmedeymiş gizli gizli. Bir- iki aya sınırların açılması gündemde şimdi. İyi de bizde tutarlılık(yüzsüzlük) yiğitliğin şanından; kimse lafını geri almıyor. Yıllardır Ermenistan'la konuşmayışımızı eleştirenler bile hükümete çatıyor. Bir bahanecilik, bir içten pazarlıkçılık ki sorma!
Bu sabah bir köşede okuyorum: Ne olduysa tu kaka. Ermenistan'la ilişkimiz emperyalizmin isteği, Azerbaycan'la ilişkimiz gerilmiş Rusya'nın hayali, Kıbrıs'ta işler iyi gidiyormuş millyetçilerin zaferi, Suriye ve Irak'la su meselesi görüşülmüş savaş çıkacak... bu ne biçim uluslararası ilişkiler anlamadım. Ulen ne yapılsa, nasıl yapılsa olmuyor. Şimdi ismini vermeyeceğim bu köşenin gazetesi yıllardır bu yukarıdakileri yapılmamasıyla eleştiriyor. Kendilerine tutarlılık öğretmek haddimize değil tabii ama kalbim dursa beynim yerinde durmuyor arkadaş nasıl yazılır bunlar diye.
Yahu bu iktidar kötü tamam, sermayeci, dinci, efendime söyleyeyim Amerikan uşağı.... ama yeter, el insaf be kardeşim. Her yapılana da kötü demek mantıksız, aptalca. Ermenistan'la ilişki kurmamız öye ya da böyle tamamen desteklenecek bir olay, lamı cimi yok. Irak'la Suriye arasını yapmak yönündeki hareketler de öyle, su üzerine görüşmeler yapmak da öyle. Çünkü bendeniz barış isterim, ne olursa olsun barış. Ve bunlar, bu dış politika adımları barışa yöneliktir. Desteklenmeyecek hiç bir unsurları yok. İki yıl olmadı İran'la enerji anlaşması imzalanacaktı Amerika taş koydu. Pusudaki muhalefet başladı "Amerikan uşağısınız" demeye; aynen öyleler de şimdi Irak'la, Suriye'yle anlaşma yapınca neden kötü oldular bunlar gene?
Demek muhalefet boşlukta sallanıyor. Tavırlarını Amerika'nın tepkisine göre belirliyor; Amerika desteklerse kötü, kösteklerse iyi diyecekler şeylere. Başkalarından bağımsız muhakeme yapamayacak denli eskimiş ve çürümüşler demek ki. Yaşlanmışlar! Yeniyi sindirememişler! Ama inat ve yüzsüzlükle dolular ve halen gerçekleri kafalarındakine uydurarak düşünüyorlar.

Bu yazının altına imzamı atarım.
YanıtlaSilBu memleket yıllardır adam gibi muhalefet göremedi. Muhalif olmanın yalnızca eleştirmek olduğunu sandı. Geçende Kemal Kılıçdaroğlu bir televizyon programına katıldı ve bu durumu şöyle açıkladı:
''Biz hemen hemen her on yılda bir, bazen daha sık aralıklarla Kürt raporu hazırlıyoruz ve web sitemizde yayınlıyoruz. Biz uzun zamandır bu çabanın içerisindeyiz ama eleştirenler bizi takip etmiyolar.''
Yahu sen onu sadece chp'nin sitesine koyarsan, bir çözüm raporu olarak medyaya ve hükümete sunmazsan biz nerden bilelim. Bizim ödevlerimiz arasında siyasi partilerin web sitelerini takip etmekte mi var?
Ben Kemal Kılıçtaroğlu'nu 03.09.2007 yılında mecliste yaptığı konuşmayla tanımış ve heyecanlanmıştım. Elinde akp'nin başaramadıkları, yolsuzluklarıyla ilgili dosyalar vardı ve kürsüde bomba etkisi yapmış, akpli vekiller şekilden şekile girmişti. Umutlanmıştım. Aradan iki yıl geçti ama o dosyalar sadece araştırma ve sonuç olarak tarihe gömüldü. Çözüm adına, değişim adına gene elde var sıfır.
Hep bilmiyoruz, beğenmiyoruz, 'al sana açılım' deyip dalga geçiyoruz.
Anlamlar metaforlar arasında eriyip gidiyor.